ABD 10 yıllık tahvil faiz oranları, hem ekonomik görünüm hem de piyasa dinamikleri açısından kritik bir gösterge olarak öne çıkmaktadır. Son yıllarda, bu faiz oranlarında görülen artış, Fed’in şahin para politikaları ve enflasyon beklentilerindeki yükselişle yakından ilişkiliydi. Özellikle, tahvil faizleri yaklaşık iki yıl boyunca kesintisiz artış göstererek 2023 yılında 5.00 seviyelerine ulaşmıştı. Bu durum, Fed’in faiz artırımı kararlarına yönelik beklentilerden ve yatırımcıların yüksek enflasyona karşı aldığı önlemlerin bir yansımasıydı.
Yakın tarihe baktığımızda ise, ABD 10 yıllık Hazine tahvili faiz oranları, Eylül sonunda %3,60 seviyelerinden %4,50 seviyelerine yükselerek piyasa aktörlerinin dikkatini çekti. Bunun arkasında 2 büyük sebep bulunmaktadır;
Enflasyon Beklentileri ve Fed Politikaları
Enflasyon beklentilerinin yükselmesi, tahvil faizlerinin artmasında önemli bir rol oynadı. Yatırımcılar, enflasyonun getiri oranlarını aşındırmasını telafi etmek amacıyla daha yüksek faiz talep etmektedir. Bu durum, tahvil faizlerinin yükselmesine neden olmuştur. Ayrıca, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası kararları da bu süreçte etkili olmuştur. Fed’in faizleri sabit bırakma beklentileri, tahvil faizlerinin yukarı yönlü hareketini desteklemiştir.
Trump Faktörü
Donald Trump’ın ilk dönem başkanlığında uyguladığı ekonomi politikaları, tahvil faizleri üzerinde belirgin etkiler yaratmıştır. Özellikle, altyapı harcamalarının artırılması ve vergi indirimleri gibi genişlemeci mali politikalar, enflasyon beklentilerini yükseltmiş ve bu da tahvil faizlerinin artmasına yol açmıştır. Trump’ın ticaret politikaları ve tarifeleri de piyasalarda belirsizlik yaratmış, bu da yatırımcıların daha yüksek getiri talep etmesine sebep olmuştur. Ekim ayında anketler Trump’ın seçileceğine yönelik beklentileri yansıtırken, piyasa fiyatlamalarında hemen her ürün sert yükselmiştir. Buna Tahvil faizleri de dahil.
Trump 2.0 ile ABD’de Tahvil Piyasasında Yön Ne Olacak?
Trump’ın ikinci başkanlık döneminde (Trump 2.0) uygulanacak olası ekonomi politikaları, ABD tahvil piyasası üzerinde belirgin etkiler yaracaktır. Bu dönemde tahvil faizlerinin yönü, hem Trump’ın mali politikalarına hem de ABD ekonomisinin genel görünümüne bağlı olarak şekillenecektir. Olası senaryolara baktığımızda,
1. Mali Harcamalar ve Borçlanma Artışı
Trump’ın ilk dönemindeki genişlemeci mali politikaları (altyapı harcamaları ve vergi indirimleri), ikinci dönemde de tahvil piyasasını etkileyebilir.
Sonuç: Daha yüksek bütçe açığı ve artan borçlanma ihtiyacı, tahvil arzını artırabilir. Bu durum, faizlerin yukarı yönlü hareketini tetikleyebilir.
Beklenti: 10 yıllık tahvil faizleri %5,00 seviyesinin üzerine çıkabilir ve hatta %5,50 seviyesini test edebilir.
2. Enflasyon Riskleri ve Fed’in Rolü
Trump döneminde genişlemeci politikalar ve potansiyel ticaret anlaşmazlıkları, enflasyon beklentilerini artırabilir. Fed, enflasyonu kontrol altına almak için faiz artırımlarına devam ederse, tahvil piyasası baskı altında kalabilir.
Sonuç: Enflasyon beklentilerinin artması, uzun vadeli tahvil faizlerinin daha da yükselmesine neden olabilir.
Beklenti: Fed’in şahin tutum sergilemesi durumunda, tahvil faizlerindeki yükseliş hızlanabilir.
3. Ticaret Politikaları ve Jeopolitik Belirsizlikler
Trump’ın agresif ticaret politikaları ve Çin ile ilişkilerde artan gerilim, küresel piyasalarda risk algısını yükseltebilir. Bu durum, güvenli liman arayışlarını artırarak tahvillere olan talebi artırabilir.
Sonuç: Tahvil piyasasında talep artışı, faizlerin yükselişini frenleyebilir. Ancak, ekonomik büyüme üzerindeki etkiler sınırlı kalırsa bu hareket geçici olabilir.
Beklenti: 10 yıllık tahvil faizlerinde volatilite artabilir, ancak net bir yön belirlemek zordur.
4. Fed ve Piyasa Beklentileri
Trump döneminde Fed üzerindeki siyasi baskı da tahvil piyasasında önemli bir rol oynayabilir. Trump, Fed’in faizleri düşürmesi gerektiği yönündeki görüşlerini daha agresif bir şekilde dile getirebilir.
Sonuç: Fed’in politika faizini düşürmesi durumunda, tahvil piyasasında kısa vadeli bir rahatlama görülebilir. Ancak, borçlanma maliyetleri uzun vadede artabilir.
Sonuç ve Tahmin
Olası Yön: Trump’ın ikinci döneminde, genişlemeci mali politikalar nedeniyle tahvil faizlerinin yükseliş trendini sürdürmesi muhtemeldir. Ancak, jeopolitik belirsizlikler ve piyasa dinamikleri nedeniyle dalgalanmalar görülebilir.
Beklenen Seviyeler: ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %4,50 seviyesinin üzerine çıkması, ancak yüksek volatiliteyle karşılaşılması olasıdır. %5,00 seviyesinin aşılması, Trump yönetiminin mali politikalarındaki agresifliğe bağlıdır.
Piyasaya Etkileri
Hisse Senetleri
Kısa Vadede Pozitif Etki
Altyapı Harcamaları: Genişlemeci mali politikalar, özellikle altyapı ve inşaat sektörüne yönelik harcamalar, bu sektörlerdeki şirketlerin gelirlerini artırabilir. Bu durum, endekslerin kısa vadede yükselmesini destekler.
Büyüme Dinamikleri: Vergi indirimleri ve kamu harcamaları, ekonomik büyümeyi hızlandırarak piyasalara olumlu bir ivme kazandırabilir.
Uzun Vadede Baskı
Yüksek Faiz Oranları: Artan borçlanma ve yükselen tahvil faizleri, şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırır ve büyüme hisselerinin değerlemesini baskılayabilir.
Sektörel Etkiler
Olumlu: Finans sektörü (bankalar), yüksek faiz ortamından faydalanabilir.
Olumsuz: Teknoloji ve büyüme odaklı hisseler daha fazla zarar görebilir.
Net Yön: Hisse senetlerinde kısa vadede yükseliş, uzun vadede faiz baskısı nedeniyle dalgalı bir seyir beklenebilir.
Altın
Kısa Vadede Baskı
Yüksek Tahvil Faizleri: Tahvil faizlerinin yükselmesi, altının cazibesini azaltabilir. Altın, faiz getirisi olmayan bir varlık olduğundan, getirisi yüksek tahviller karşısında tercih edilmeyebilir.
Güçlü Dolar: Yüksek faizler ve mali harcamalar doların güçlenmesine neden olabilir, bu da altın fiyatlarını baskılar.
Uzun Vadede Destekleyici Faktörler
Enflasyon: Artan mali harcamalar ve borçlanma enflasyon beklentilerini yükseltir. Enflasyondan korunmak isteyen yatırımcılar altına yönelebilir.
Jeopolitik Riskler: Trump’ın agresif ticaret politikaları veya potansiyel jeopolitik belirsizlikler altına olan talebi artırabilir.
Net Yön: Altın fiyatlarında kısa vadede düşüş, ancak uzun vadede enflasyon ve risk algısına bağlı toparlanma beklenebilir.
Petrol
Kısa Vadede Destekleyici Faktörler
Ekonomik Büyüme: Genişlemeci politikalar ekonomik aktiviteyi artırır, bu da enerji talebini destekler. Özellikle altyapı projeleri ve üretim artışı, petrol talebini yükseltebilir.
Doların Gücü: Güçlü bir dolar, petrol fiyatları üzerinde baskı yaratabilir. Ancak talep artışı bu etkiyi dengeleyebilir.
Uzun Vadede Riskler
Rekabetçi Piyasalar: ABD’de artan kaya gazı üretimi ve enerji piyasalarındaki rekabet, petrol fiyatlarını uzun vadede baskılayabilir.
Küresel Riskler: Ticaret savaşları veya jeopolitik gerilimler petrol fiyatlarında oynaklığa yol açabilir.
Net Yön: Petrol fiyatlarında kısa vadede büyüme odaklı bir artış beklenirken, uzun vadede üretim artışı ve doların gücü fiyatları baskılayabilir.
Mevcut görüntüye bağlı Teknik Analiz
ABD’de 10y faizleri 4.50 seviyesini test ettikten sonra Kasım ortalarından bu yana düşüyor. Alt tarafta test edilen 4.19 desteği bizce önemli. Bu destek kaybedilirse, daha aşağıda 4.10 ve 4.00 majör desteği test edilebilir. Kısa vadede korelasyonlu hisse senedi piyasasında olumlu bir seyir dikkat çekerken, Tahvil faizlerinin bu düşüşü gerçekleştirme ihtimali zayıf görülmektedir. Dolayısıyla bu bölgelerden tekrar toparlanma söz konusu olabilir. Olası yükselişlerde üst tarafta, 4.26 ilk direnç, 4.36 ise majör direnç olarak takip edilmelidir. Göstergeler nispeten dip seviyelerini görmüş durumda. Toparlanmaya yönelik beklentiler açık.
Destekler: 4.16 – 4.10 – 4.00 – 3.90
Dirençler: 4.28 – 4.50 – 4.64 – 5.00
Leave a Reply